1. Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması
Kanun, anlaşmalı boşanma davasının açılabilmesi için evliliğin en az bir yıl devam etmiş olmasını şart koşmuştur. Bir yıllık süre dolmadan açılan davalarda anlaşmalı boşanma kararı verilmesi mümkün değildir.
Evlilik birliğinin sona erdirilmesi her zaman zorlu bir süreçtir. Ancak eşlerin boşanmanın şartları konusunda uzlaşmaya varabilmesi halinde, anlaşmalı boşanma süreci hem daha kısa hem de daha az yıpratıcı şekilde tamamlanabilmektedir. Türk hukukunda anlaşmalı boşanma, belirli şartların yerine getirilmesi halinde tarafların tek celsede boşanabilmesine imkân tanımaktadır.
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma konusunda ve boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde ortak bir irade göstermeleri sonucu açılan boşanma türüdür. Tarafların yalnızca boşanmayı istemeleri yeterli değildir. Boşanmanın ekonomik sonuçları, çocukların durumu ve diğer tüm hususlar konusunda da anlaşmaya varılmış olması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'na göre anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerekmektedir:
Kanun, anlaşmalı boşanma davasının açılabilmesi için evliliğin en az bir yıl devam etmiş olmasını şart koşmuştur. Bir yıllık süre dolmadan açılan davalarda anlaşmalı boşanma kararı verilmesi mümkün değildir.
Taraflar davayı birlikte açabilecekleri gibi, eşlerden biri tarafından açılan davayı diğer eş de kabul edebilir.
Anlaşmalı boşanmanın en önemli şartlarından biri, eşlerin duruşmaya bizzat katılarak boşanma iradelerini hâkim önünde açıklamalarıdır. Kural olarak yalnızca avukatların duruşmaya katılması yeterli değildir. Hâkim, tarafların herhangi bir baskı altında kalmadan özgür iradeleriyle boşanmak istediklerine kanaat getirmelidir.
Taraflar, boşanmanın sonuçlarını düzenleyen bir protokol hazırlamalıdır. Bu protokol, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Hazırlanacak protokolün somut olaya uygun ve açık ifadeler içermesi gerekir. Özellikle aşağıdaki konuların düzenlenmesi önemlidir:
Eksik veya belirsiz düzenlemeler, boşanma sonrasında yeni davaların açılmasına neden olabilmektedir.
Anlaşmalı boşanma davaları, çekişmeli boşanma davalarına göre oldukça kısa sürmektedir. Mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olmakla birlikte, tarafların gerekli belgeleri eksiksiz sunması ve duruşmaya katılması halinde dava çoğu zaman tek celsede sonuçlanabilmektedir.
Ancak eksik hazırlanan bir protokol, taraflardan birinin duruşmaya katılmaması veya anlaşmadan vazgeçmesi durumunda süreç uzayabilmektedir.
Her ailenin kendine özgü şartları bulunmaktadır. İnternetten bulunan örnek protokoller, tarafların hak kaybına uğramasına neden olabilmektedir.
Velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri yapılırken çocuğun üstün yararı her zaman ön planda tutulmalıdır.
Protokolde kullanılan belirsiz ifadeler, ilerleyen süreçte yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına sebep olabilir.
Birçok çift, boşanma sonrasında mal paylaşımına ilişkin taleplerin devam edebileceğini bilmemektedir. Bu nedenle protokol hazırlanırken mal rejiminden kaynaklanan hakların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Anlaşmalı boşanma, her ne kadar hızlı ve kolay bir süreç olarak görülse de, sonuçları uzun yıllar devam edebilecek hukuki etkiler doğurmaktadır. Özellikle çocukların geleceği, nafaka yükümlülükleri ve malvarlığına ilişkin haklar bakımından profesyonel hukuki destek alınması, tarafların hak kaybına uğramasının önüne geçmektedir.
Doğru hazırlanan bir anlaşmalı boşanma protokolü ve usulüne uygun yürütülen dava süreci, tarafların yeni hayatlarına daha sağlıklı bir başlangıç yapabilmelerini sağlayacaktır.
Unutulmamalıdır ki; hızlı sonuçlanması istenen bir boşanma sürecinde yapılan küçük bir hata, ileride telafisi güç hukuki sorunlara neden olabilir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinin, alanında uzman bir avukat tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.